Dil

Yemeği düşündüğün dilde

Almanca, Türkçe ya da İngilizce danışmanlık — ve bunun neden bir kolaylıktan fazlası olduğu.

Elif Çimen Güngör, kırmızı ceketi ve yaka kartıyla büyük bir kongre salonunda duruyor; arkasında fuar standları ve ziyaretçiler var.

Yemek, insanların hayatının geri kalanını ikinci bir dilde yaşasa bile hemen hepsinin ilk dilinde düşündüğü birkaç konudan biri. Tokluk, iştah, “bana ağır geliyor” gibi sözcükler erken öğreniliyor ve nadiren çevriliyor.

Görüşmede bunun karşılığı şu: Yemekten sonra ne olduğunu Almanca anlatması istenen biri, çoğu zaman kastettiğinden daha belirsiz bir şey anlatıyor. Almancası yetmediği için değil, o duyum başka bir dilde kayıtlı olduğu için.

Bu yüzden cümlenin ortasında dil değiştirebiliyoruz. Ben ayrıca çeviri yapmıyorum, sadece iki dilde de dinliyorum. Çoğu kişi için bu, bir muayenehanede ilk defa oluyor.

Yazılı özeti, çevrene aktarırken kullanacağın dilde alıyorsun — bu çoğu zaman görüşmenin dilinden farklı oluyor.

Hakkımda daha fazlası